HOSGELDİNİZ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM



islam ne güzel Ya Rabbim

16/5/2008 - O'nu okumak..

Kategori: islam

Okumak deriz bazen sohbetlerde, seminerlerde veya yeri geldikçe güncel konuşma ve muhabbetlerde. Hararetle aktarırız Alak süresinin ilk beş ayetini. Sık yaparız bu ayetlerin muhabbetini. Elbette ki kardeşler; Müslüman Okumalı, çünkü Müslüman davasının mübelliği ve davetçisidir.
 Bu sebeple diyorum ki, mademki her Müslüman davetçidir ve davetçi davet edeceği davayı iyi bilmelidir. O vakit okumalı ve okuduklarını iyi anlamalı ve yaşamalıdır. Aslında bu bilinen bir gerçektir. Nitekim bilelim ki yaşayacaklarımız okuyacaklarımız ise okuduğumuz şeyler kayda değer şeyler olmalıdır ki yaşadıklarımız da kayda değer şeyler olabilsinler.


 Örneğin; Aristo teresi okumakta okumaktır. Lenini, marksı okumakta. Fakat öyle bir okuma daha var ki o da felsefecilerin benimsediği gibi sadece akla değil, hem akla hem ruha hem bedene hitap eden bir okumadır.  Ki bu Allahın yüce kitabı kuranın hedeflediği ve öngördüğü okumadır. İşte bu anlamda okumak yani ufka güneş saçan Furkan’ı okumak, Okumak ve onu anlamak.


 Nitekim o öyle bir kitaptır ki insanlığa doğru yolu gösterir (1) fakat yalnızca ve yalnızca bir guruba hidayetin, rahmetin ve kurtuluşun yolunu gösterir.(2) O öyle bir kitaptır ki Zulmetin karanlığında kaybolmuş, yok oluş çukurunda bataklığa gark olmuşları nuruyla aydınlatır. Ve o nura, kurtuluşa çıkarır.(3) yalnızca dileyene yol gösterir gözler önündeki sisli perdeleri sona erdirir. Zorlama yoktur bu kitapta (4) ve ışık tuttuğu yolda nitekim bu, eşsiz kitabın en belirgin özelliğidir.


 Mazlumlara uzanan bir eldir, Hablullah (Allahın ipi)’tır (5) o yücelerden sarkıtılan, kuyu’da mahsur kalmış Yusuflara uzanan, ateşlerin arasında yanmakla boğuşan İbrahimlere serin ve selamet olarak uzanan. Ve yine fetret rüzgârlarında ebu cehil gibi müşriklerin fitnesiyle bu vahiy sessizliğinde daralan o nebinin darlığını feraha kavuşturmak için Duha rüzgârlarıyla(6) onun kalbine uzanan ve onu rahmetiyle saran.


 Yine oydu zaten gitgide batan, hayâsızlıktan kaybolan bir asırda yalnızlığın sevdirildiği() hira’ların mesken edildiği bir anda o kutlu nebiyi OKU emriyle silkeleyen ve onun hayatında yeni sayfa, yeni kapı açan ve onu yeni sorumluluklarla buluşturan ve onu âlemlere rahmet olarak vasıflandıran.(7)
 Nitekim nübüvvetin ve risaletin yolcusuna o el uzandığında tereddütsüz olarak seçilmişliğin verdiği(8) bir bilinçle lebbeyk diyerek oda el uzatmıştı. İkra emrine tabi olmada en güzel kari olmuştu ve okuyordu okunacak olanı okumanın şuuruyla.


 Hira da bir ses; oku demişti O; okumayı bilmem dedikçe üzerinde şok etkisi yapan kucaklamayla ona oku denmişti. Ve okunması istenen sabahın berrak ışıkları gibi ufkunda belirince, okunması gerekenleri bir bir öğrenince o gerçek o bilinç sarsılırcasına onu titretti.(9) öyle titretti ki yer onunla titriyordu arşı ala onunla titriyordu.


 Çünkü okunması istenen bir Aristo, Sokrates, platon değildi. Akla ve mantığa dayanan felsefi tartışmalar ve boğuşmalar değildi. Allah’ı sadece yaratıcılık kalıbına kilitleyen bir okuma ve hayatı sallama yaşayış ve yaşama değildi.


 Aksine okunması istenen bir davaydı, arşı sallayan bir dava. Okunması istenen dağların ve taşların okumaktan kaçtığı ve cahilliği ile meşhur insanoğlunun okunmasını kabul ettiği ve sırt çevirdiği şeydi okunması istenen.(10)


  Titreten buydu. Korkutan buydu. Örtülere sardıran buydu. Bu gerçekti onu bulunduğu yerde sallayan günlerce tesirinde bırakan ve sonra “ey örtüsüne bürünen kalk ve uyar”(11) sedasıyla tekrar sallayacak olan.


 Okunması gereken, incelenmesi gereken tekrar tekrar gözden geçirilmesi gereken bu okumaydı, bu okumadır. Davetçi bunu okumalıdır. Okunduğunda ilk okuyanın heyecanını duyma arzusunda olmalı ve titremelidir. Nitekim okumadır ki Bilal’ı kardeşine kırbaç vurmaktansa efendisine asi ettiren, o kırbacı en kötü koşullarda yiyen ama yedirttirmeyen O okumadır ki ebu Bekirlere onu kurtarma pahasına bütün varlığını seferber ettiren Ümeyye b. Halefe onun ücretini verirken çok yüksek söylemesine karşın daha fazlasını da isteseydin verirdim dedirten. O okumaydı ki Bedir savaşında musabın kardeşi ebu aziz murizin eline düştüğünde: “onu sıkıca tut, çünkü annesinin malı çoktur”(12) sözüyle karındaşlığı değil kardeşliği daha yüce gördürten.(13)


 Ve dönelim bize, bize İkra bir şey çağrıştırıyor mu? Örneğin oku diyince biz bizi yaratanın adıyla mı? Yoksa çağdaşlık naralarının içinde medeniyetten uzak okumayı mı? Nasıl anlıyoruz okumayı? Örneğin nebiyi uykularında sallayan, üzerinde ki örtüleri uçuran şu çağrı bizi de uyandırıyor ve örtüleri üzerimizden savuruyor mu? Bizi de manevi uykularımızdan uyandırıyor mu?

 

Maneviyatımızın üstündeki örtüleri attırıyor mu? Kalk diyince kaldırıyor mu? Uyar diyince bize yaşayarak anlattırıyor mu?


   “Ey örtüsüne bürünen kalk ve uyar”(14)

 

   DİPNOTLAR

1- İnsan süresi 3 Beled süresi 10
2-bakara süresi 2 hakka süresi 48 Ali İmran süresi 138 enam süresi 25
3-Bakara süresi 257 İbrahim süresi 1
4-Bakara süresi 256
5-Ali İmran süresi 103
6-B.İ.tarihi asrısaadet Peygamberimiz ve ashabı şamil yayın evi Urducadan tercüme c1 sh. 23
7-Enbiya süresi 107 Tevbe süresi 128
8- kuranda peygamberler ve peygamberimiz gonca yayın evi sh 1
9-İbni Hişam kahraman yayınları c.1 sh. 313
10-Haşr 21
11-Müdessir süresi 1–2
12-Kardeşlik çağrısı ramazan kayan sh 16
13-Hud süresi 46
14-Müdessir süresi 1–2


Muhammedazadi@hotmail.com

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/5/2008 - Ay yüzlüm, apaçık sözlüm rûhum Sana kurban;

Kategori: SIIR

Ay yüzlüm, apaçık sözlüm rûhum Sana kurban;

Gönlüm Sana hayran!

Nergis bakışlarının te’siri ne de yaman!

Sultânım el amân..!

Bak sînemde bir ok var, derûnumda bir acı,

Sen’dedir ilâcı...

Ey varlığı nûr, dünyâsı sürûr, sözü Kur’ân!

Her derdime derman...

Pür âteşim bırakma beni hicranda zinhâr!

Rûhumda âh u zâr...

Hem mahzûn, hem de perişan derdlerle kıvrandım;

Kapına dayandım!

Bilmem başka ocak, başka ateş, Sana yandım;

Sen’inle uyandım.

Ey dünyâya arşdan gelen nûr, ey meh-i tâbân!

Aydınlattı ziyân...

Hayâlimle gezip yine dîdârını andım;

Aşkınla kıvrandım.

Ey taptâze gül, kâkülü anber, saçı reyhân!

Câziben ne yaman!

Görmemiştir cihânda gözler Sen gibi dilber...

Güneşlerden enver...

Aç lütufla bağrını aç ki kıtmîr kulundur!

Dergâhın uludur...

Deryalar gibi kereminden bir katre ihsân,

Ey gönlüme Sultân!

Lütfeyle ne olur bildiğim başka kapı yok!

Derdim herkesden çok.

 


Fethullah Gülen

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/5/2008 - Huzurlu Olmak Icin 100 Oneri‏

Kategori: makale

01. Ufak şeyleri dert etmeyin.

02. Kusursuz olamayacağınızı kabullenin.

03. Rahat ve ılımlı insanların çok başarılı
olamayacakları düşüncesini bir yana bırakın.

04. Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüme etkisini göz önüne alın.

05. Sevgi kapasitenizi geliştirin.

06. Unutmayın: Öldüğünüz zaman yapılacak işler listeniz hâlâ dolu olacaktır.

07. Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin.

08. Birisine bir iyilik yapın ve kimseye bundan bahsetmeyin.

09. Bırakın ilgiyi başkaları toplasın.

10. İçinde bulunduğunuz ânı yaşamayı öğrenin.

11. Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün.

12. Sabır geliştirme egzersizleri yapın.

13. Sevgi elini önce siz uzatın.

14. Kendinize sorun: Bir yıl sonra bunun bir önemi olacak mı?

15. Gerçeği kabul edin: Hayat âdil değildir.

16. Arada sırada canınızın sıkılması yararlıdır: Bırakın canınız sıkılsın.

17. Strese dayanma gücünüzü azaltın.

18. Haftada bir kez yürekten gelen bir mektup yazın.

19. Sık tekrar edin: Hayat acil bir durum değildir.

20. Zihninizde özel bir bölüm açın.

21. Her gün bir dakikanızı, minnettar olduğunuz birini düşünmek için harcayın.

22. Tanımadığınız insanların gözlerine bakın ve gülümseyerek merhaba deyin.

23. Her gün kendinize biraz sessiz zaman ayırın.

24. Yaşamınızdaki insanları minik çocuklar ve yüz yaşında ihtiyarlar olarak düşünün.

25. Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin.

26. Daha iyi bir dinleyici olun.

27. Savaşlarınızı akıllıca seçin.

28. Çöpü çıkarma sırasının kimde olduğunu hatırlamıyorsanız gidip siz çıkarın.

29. Eleştirme isteğinizi bastırın.

30. Daha ılımlı bir sürücü olun.

31. Unutmayın: İnsanı edindiği huylar oluşturur.

32. Bilmemenin verdiği rahatlığı duyun.

33. İpin ucunu biraz bırakın.

34. Bir bitki yetiştirin.

35. Yoga (ya da jimnastiğe) başlayın.

36. Erken kalkmaya alışın.

37. En inatla savunduğunuz beş iddianızı sıralayın ve bu konularda yumuşamaya çalışın.

38. Planlarınızda esnek olun.

39. Konuşmadan önce derin bir soluk alın.

40. Suçluluğu değil masumiyeti görmeye çalışın.

41. Sırf gırgır olsun diye, size yöneltilen eleştiriyi kabul edin. Göreceksiniz canınız yanmayacak.

42. Kendi görüşlerinizden tamamen farklı makale ve kitaplar okuyun ve bir şeyler öğrenmeye çalışın.

43. Zihninizi sessizleştirin.

44. Birisi size topu atarsa, bunu tutmak zorunda değilsiniz.

45. Olumsuz düşüncelerinize yüz vermemeye çalışın.

46. Öfkeniz kabarmaya başladığı zaman ona kadar sayın.

47. Sorunlarınızı öğretmeniniz olarak görün.

48. Biraz yüzünüz gülsün.

49. Bu da geçer.

50. Gevşeyin!
51. Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın. Öyle olabilir.

52. İç dünyanız için zaman ayırın.

53. Olağan şeylerdeki olağanüstülüğü arayın.

54. Kendi işinize bakın, kendinizi başkasının yerine koymayın.

55. Hayatı olduğu gibi kabul edin.

56. Yüreğinizin sezgisine güvenin.

57. Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun.

58. Daha sabırlı olun.

59. Kendi cenazenize katıldığınızı farz edin.

60. Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin.

61. Ruh durumunuzu dikkate alın: Moralinizin bozuk olduğu zamanlar sizi yanıltmasın.

62. Hayat bir sınavdır. Altı üstü bir sınav.

63. Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın. Övgü ve yergi aynı şeydir.

64. Rasgele iyilikler yapın.

65. Bir davranışın ardındakini görmeye çalışın.

66. Gönlü bol olmayı haklı olmaya yeğleyin.

67. Bugün üç kişiye onları ne çok sevdiğinizi söyleyin.

68. Alçak gönüllü olmaya çalışın.

69. Kışa hazırlık (eksikleri gedikleri kapatma) telaşından kaçının.

70. Her gün birkaç dakikanızı sevecek birini düşünmeye ayırın.

71. Antropolog olun: Ön yargınızdan uzak, başka insanların yaşam ve davranış tercihlerini inceleyin.

72. Herkesin farklı olabileceği gerçeğini anlayın ve saygı gösterin.

73. Kendinize bir kamusal yardım konusu seçin.

74. Her gün en az bir kişiye beğendiğiniz bir özelliğini söyleyin.

75. Sınırlarınızı öne sürmeyin, yoksa sınırlı olursunuz.

76. Gördüğünüz her şeyde tanrının parmak izi vardır.

77. Başkalarının fikirlerinde biraz olsun doğruluk payı arayın.

78. Bardağın (ve başka her şeyin de) kırılmış olduğunu varsayın:

Her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu vardır.

79. Bu ifadeyi iyi anlayın: Nereye giderseniz siz oradasınız.

80. Kendinizi iyi hissettiğiniz zaman şükredin, kötü hissettiğiniz zaman ılımlı olun.

81. Postayla evlat edinin. Bir vakıf yoluyla bir çocuğa yardım edin

82. Yaşamı melodram olarak görmeyin.

83. Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın.

84. Fırtınanın Gözü nde (karmaşanın ortasındaki sükûnet noktasında) bulunmaya çalışın.

85. Sahip olmak istediğiniz şeyleri değil, elde etmiş olduklarınızı düşünün.

86. Dostlarınızdan ve ailenizden bir şeyler öğrenmeye açık olun.

87. Bulunduğunuz konumdan mutlu olmaya bakın.

88. Hizmet vermeyi yaşamınızın değişmez bir parçası haline getirin.

89. Bir iyilik yapın ve karşılığını ne isteyin, ne de bekleyin.

90. Varlığınızı bir bütün olarak kabullenin.

91. Başkalarını suçlamayı bırakın.

92. Yardım etmeye çalışırken önceliğinizi küçük şeylere verin.

93. Unutmayın: Bundan yüz yıl sonra dünyada bambaşka insanlar olacak.

94. Sorunlarınıza olan bakışınızı değiştirin.

95. Bir tartışmaya girecek olursanız, kendi görüşünüzü savunmadan önce karşı tarafın savını anlamaya çalışın.

96. "Anlamlı başarı"nın tanımını bir kez daha yapın.

97. Duygularınıza kulak verin; size bir şey söylemeye çalışıyorlar.

98. Yaşamınızı sevgiyle doldurun.

99. Kendi düşüncelerinizin gücünü bilin.

100. "Daha fazlası daha iyidir" diye düşünmekten vazgeçin.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/5/2008 - mü'min için rızkın her türlüsü de Allah'la bir irtibat vesiledir..

Kategori: YAZILARIM

Bir müslüman dünya hayatı için rızık peşinde koşarken,ebedi hayatını karartmamak için
 Rabbi'nin belirlendiği sınırları muhakkak dikkatle alır..


Yani haram ve helal ölçüsüne azami rıayet eder,ve şüphelerden uzak durmaya çalışır..
Bir kimse,Allah emrettiği gibi çalışır,rızgını helal yoldan ararsa,ezelde taktir edilen
rızkına kavuşur..
dahası,bu rızık ona bereketli olur..
Ayrıca,ilahi sınırlara titizlik göstererek rızık peşinde koşan mü!minlere
Allahu Teala hiç beklemedikleri kapılar açar..
ve rızıklarını unmadıkları yerden gönderir..


mü'min için rızkın her türlüsü de Allah'la bir irtibat vesiledir..
rızkı veren Yüce Allah olduğunu bilir ve O'na c.c. şükreder..
bir çok Ayet-i kerime ile Cenab-i Mevlamız bize öğretiyor ki,insanların rızkını genişleten,daraltan,
dilediği kadar veren Odur c.c.
aslolan imtihandir..


iyi bir mü'min,içinde bulunduğu halde nasıl bir imihanla yüz-yüze bulunduğunu farkındadır..
Rabbi'nin rızasını arayan bir insan,elinde gelen vazifeyi yaptiktan sonra ,
O'nun c.c. taktirine razi olmalıdır..
"kimseye muhtaç olmadan " geçinip gitmek herkesi temennisi...
Ama bu yolda elbet ölçüler vardır...
kalbimizde başlayan,sonra hayatımızda yansıması gereken ölçülerdir..
Mü'min olmak,ölçülü yaşamak demektir..
geçici olanı ebedi olana deştirmemek demek...


"Andolsun ,Biz sizleri biraz korku ,açlık,mallardan ,canlardan ,mahsullerden eksiltme
ile imtihan edeceğiz..sabredenleri müjdele" (Bakara,155)


Evet değerli kardeşler..
Allahu Teala ,bize şer ve olumsuzluk gibi gelen her olayda,imanımızı,sabrımızı,ve sebatımızı
denemekte,sözümüzde ve amelimizde samimi olup olmadığımızı,
 bizzat kendi kendimize gostermektedir..


her seyin maddeye ve konfora endekslendiği günümüz dünyasında,maddiyat açısından
 başkalarında geri kalmamak,çoluk-çocuğunu başkalarına imrenir duruma düşürmemek
için durmak bilmez bir yarış ve koşturmaca içinde debeleyen insanımız,
zaman-zaman bu yarısı kaybetmemek için yalnış yollara tevessül edebilmekte,
ve helal yoldan elde ettiklerini yetinmeyip haramların kapısını zorlayabilmektedir..


oysa helal ve meşru yollardan ayrılmadığımız sürece bügün olmazsa yarın maksada nail olmak var..
"ve siz istediğiniz şeylerin hepsinden vermiştir.ve eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız,
sayıp bitiremezsiniz.şüphe yok ki insan,elbette çok zalimdir,çok nankördür."
(İbrahim,34)
 
 
selam ve dua ile

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/5/2008 - Mevlana’ya göre hakikate ulaşmak için dört kapıdan geçilir

Kategori: islam

Mevlana’ya göre hakikate ulaşmak için dört kapıdan geçilir.

1- Şeriat kapısı
2- Tarikat kapısı
3- Marifet kapısı
4- Hakikat kapısı
Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek hakikate ulaşılır. Öğrencilerinden biri Mevlana’ya sormuş; “Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?”

“Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.”

Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana’nın öğrencisini yere yıkmış. öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş.

O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.

Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. Öğrenci Mevlana’ya dönmüş, olanları anlatmış.Mevlana; “İşte sana istediğin örnekler…

- Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.

- İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi.

“Sana kötülük yapana bile iyilik yap”. Onun için döndü, oturdu.

- Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradan’dan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.

- Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile…


selam ve dua ile

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Mevlama ve Onun Rasulüne çok seviyorum .ve iyi bir kul olmak,müslüman kardeşlerime gücümü yetince yardımcı olmak tek yaşamak gayem..Rabbim yardımcımız olsunImage Hosted by ImageShack.us

Son Yazılarım

O'nu okumak..
Ay yüzlüm, apaçık sözlüm rûhum Sana kurban;
Huzurlu Olmak Icin 100 Oneri‏
mü'min için rızkın her türlüsü de Allah'la bir irtibat vesiledir..
Mevlana’ya göre hakikate ulaşmak için dört kapıdan geçilir
Image Hosted by ImageShack.us

Kategoriler

  • DINI YAZILAR
  • DUA
  • islam
  • makale
  • SIIR
  • YAZILARIM
  • Arkadaşlarım


    xsir

    beyza99

    rufeydem

    solmaz1

    sevgialemi

    HazanMevsimleri

    siirseviyorum

    emrahesss

    geleceginyok

    sonbahardayim

    anguzelblogg

    sadeceresim

    bendesaklisin

    sarmasikgullerim

    gonuldendamlalar

    benibirbenbilirim

    hilalliler

    siiringozyaslari

    Ozdemir

    hilalhaber

    feyzanur2000

    dolunayayazi

    omermuhtar

    gullerhurmetine

    mgezer38




    Seyda Hazretlerinin Videosu yada
    Diğer Media'yı dinlemek için önce Radyoyu kapatınız
    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us